21 Aralık 2015 Pazartesi

İLİŞKİYE GİREBİLİR MİYİM?

TEDAVİYE BAŞLADIM, İLİŞKİYE GİRMEM YASAK MI?

Tüp bebek tedavisi sırasında en sık karşılaştığımız sorulardan bir tanesi ne zamana kadar ilişkiye girebilirim? Tedavi başladıktan sonra ilişki yasak mı ?

Tüp bebek tedavisi, yardımcı üreme yöntemidir, bu yöntem sayesinde doğal yaşamın bir parçası olan adet döngüsü taklit edilir. Yumurtlama zamanı yumurtaların büyüme ve gelişme zamanı ve çatlama anına kadar an ve an takip altındasınızdır. 

Adetinizin 2.- 5. günü arasında süreciniz başlar,ve transfer aşamasına kadar devam eder, bu aşamada size verilen ilaçlar ile mevcut yumurtalarınızın sayı ve kalitesinin artması hedeflenir .

Adet döneminizde ilişkiye girmenizi önermiyoruz, özellikle enfeksiyon açısından oldukça riskli bir dönemdir.

Adetiniz devam ettiği sürece ilişkiye girmeyiniz.

Tedaviye başladığınız gün ile ikinci kontrole gelene kadar ki sürede ilişkiye girmenizde herhangi bir sakınca yoktur. Bu aşamada yumurtalar sayı ve kalite açısından gelişmeye başlarlar. 

2.kontrolünüzde doktorunuzun söylediklerini çok dikkatli dinleyin. ilişki yasağınız başlıyor.

Yumurtalar sayı ve boyut olarak büyüme başladığında, tedavisi sürecinin kontrolümüz altında kalması ve yumurtaların beklediğimiz tarihten önce çatlamaması için size ilave ilaç tedavisine başlanacaktır.

Yumurtalarınız erken çatmasın diye ilaca başladıysa,
Yumurtalarımızın sayısı artmış, boyutları büyümüş ise ilişki yasağımız başladı !  

Normal zamana göre sayı ve boyut olarak çok daha fazla büyüyen yumurtalar kasıklara baskı yapacaktır, kasıklarda yoğun baskı altında ilişkiye girmek ciddi ağrılara sebep olacaktır ayrıca yumurtaların erken çatlamasına neden olabilir.Yumurta toplama işlemine kadar ilişkiye girmenizi önermiyoruz.

Yumurtalar toplandıktan sonra da ilişki yasağımız devam ediyor.

Yumurta toplama işlemi sonrasında cinsel ilişki , kanama, enfeksiyon ve ağrı açısından ciddi risk oluşturur, OPU işlemi (yumurta toplama)sonrasında ilişkiye girmenizi önermiyoruz.

Transfer işlemim yapıldı , artık ilişkiye girebilir miyim ? 

Sorumuzun cevabı maalesef yine hayır! , Gebelik test sonucunu alana kadar ilişkiye girmenizi önermiyoruz, transfer sonrasında vajinadan kullanılan ilaçlar, kanama riski sizi ilişkiden uzak tutmaya yetecek sebeplerdendir.

Gebelik test sonucumu aldım, Harika bir haber - hamileyim - ilişkiye girebilir miyim?

Sevgili anne adayımız, çok zorlu ve meşaketli bir yolu başarı yarıladınız, ancak bebeğimizi sağlıkla kucağımıza almadan bu yolu tamamlamış sayılmayız. Sizin için özel olan bebeğiniz bizim için de çok kıymetli onu riske edecek herhangi bir durumla karşı karşıya kalmasını istemeyiz, 

Bu sebeple...Doğum gerçekleşene kadar ilişkiye girmenizi önermiyoruz. 


Tüm bu yazılanlardan anlaşılacağı üzere tedaviye başladıktan sonra, ikinci kontrole kadar ilişkiye girilmesinde herhangi bir sakınca yoktur, 
İkinci kontrol sırasında hekiminize yumurtalarınızın sayı ve boyutunu sormalıyız, riskli dönem başladı ise ilişki yasağım başlamıştır. Henüz yeteri kadar büyümediler ise bir sonra ki kontrole kadar ilişkiye girebilirim. 

Ancak yumurtalarımız sayı olarak artmış ya da boyut olarak büyümüş ise, bu aşamadan sonra bebeğimizi kucağımıza alana kadar ilişki önermiyoruz. 

****Her hekimin tedavi yaklaşımı birbirinden farklı olabilir, ve her hastanın tedavisi kişiye özeldir, paylaştıklarımız Merkezimin genel uygulamalarıdır. ****

16 Aralık 2015 Çarşamba

Aşılama kaç kez yaptırılabilir?


Aşılama (IUI) en fazla kaç kere yapılabilir?

İlaç kullanımı yumurta gelişimini takiben hasta yaşına ve infertilite sebebine göre aşılama (IUI) denemeleri yapılabilmektedir. 
Genelde iki ya da üç kez deneme sonrasında tüp bebek tedavi aşamasına geçilir. 
  Deneme sayısında bir sınırlandırma yoktur, ancak kümülatif olarak sonraki denemelerin gebelik ihtimalini artırmaması nedeniyle aşılama ile başarısız olunduğunda Tüp Bebek (IVF) tedavisine geçmek doğru seçim olacaktır.

1 Aralık 2015 Salı

Aids üstesinden gelinebilir kronik bir hastalıktır

HIV insan bağışıklık yetmezlik virüsü demektir.
 Tedavi edilmeyen HIV enfeksiyonunun çok ileri evresinde, hatta son dönemi diyebileceğimiz evrede ortaya çıkan hastalıklar tablosunun genel adı ise AIDS.
 Yani HIV ile yaşayan bir birey AIDS’tir denemez


AİDS ÖLDÜRMEZ, ÖN YARGI ÖLDÜRÜR 

26 Ekim 2015 Pazartesi

Folik Asit alımı neden önemlidir?


Folik asit nedir?
Folik Asit, B grubundan suda çözünen bir vitamindir. Doğal besin maddelerinde bulunan şekline folat, ilaçlarda ve işlenmiş besinlerde bulunan formuna ise folik asit denir.
Folik asit, hücre yapı taşlarının, kan hücrelerinin ve özellikle de sinir sistemi dokularının oluşum ve gelişimde önemli bir role sahiptir.
Folik asit, bebek gelişimi için de çok önemli olup, vücutta protein sentezi, hücre çoğalması ve kemik iliğinin görevini eksiksiz yerine getirmesi gibi işlevlerde bulunur. 
Folik asit hamilelik öncesi ve sırasında olduğu kadar, kansere neden olabilecek hücre yapısındaki değişikliklerin önlenmesi bakımından da önem taşımaktadır. 
Folik asit alımına ne zaman başlamalı?
 Gebelik planlanmaya başlandığı zaman,gebelikten 3 ay önce folik asit kullanılması önerilmektedir.
 Folik asit vücutta depolanmaz. O yüzden her gün alınması gereklidir.
Hafif derecede folik asit eksikliği toplumda oldukça yaygındır. Daha ağır eksiklik durumlarına ise anemide (kansızlık) rastlanır. 
Folik asitten zengin gıdalar nelerdir?
Folik asit en fazla yapraklı yeşil sebzeler,  karaciğer, böbrek, yumurta, zarı alınmamış tahıllar, ceviz, badem, fındık, fıstık, mercimek, ıspanak, mercimek,brokoli,narenciye,yonca, mavi-yeşil yosun, maydanoz, nane, kurufasulye (baklagiller) ve tohumlu gıdalarda bulunur.



25 Ekim 2015 Pazar

Beslenme ve Alışkanlıklar Kısırlıkla ilişkili midir?

Beslenme ve alışkanlıklar
 kısırlıkla ilişkili midir?
Bebek sahibi olmak,bir çiftin verebileceği en önemli kararlardan biridir.
 Anne adayı, gebe kalmadan önce ve hamileliği esnasında ne kadar sağlıklı olursa bu hem kendisi, hem de bebek için o kadar iyi olur. Sağlıklı gebelerin sağlıklı bebek sahibi olma olasılığı daha fazladır. 

Anne adaylarının yapması gereken, kötü alışkanlıklarından derhal uzaklaşmaktır, sigarayı ve alkolü bırakmak, dengeli beslenmek ve kilo kontrolü yapmak ve de stresten uzak durmak gibi.
 Beslenme, en önemli adımlardan biridir. Özellikle anne adayları, gebelik hazırlığından en az 3 ay kadar önce folik asit gibi bebeğin gelişimini etkileyecek vitamin takviyelerine başlamalıdır, sağlıklı ve dengeli beslenerek kalsiyum, vitamin ve mineral depolarının yeterliliğini sağlamalıdır.

16 Ekim 2015 Cuma

Kısırlığa sebep stres mi?

Stres Kısırlığa sebep olur mu?

Stres kaynaklarının farkına varıp etkili bir biçimde baş etmeyi öğrenmeliyiz.
Stres mi infertiliteye, infertilitenin mi strese neden olduğu konusunda henüz bir görüş birliği yoktur.Ancak bilinen o ki stres bir çok hastalığın tetikleyicisidir.



Bebek tedavisi başarısız olan çiftlerde yoğun stres ön plana çıkmaktadır. Özellikle tedavinin birden çok tekrarlandığı çiftlerde stres seviyesinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Ancak stresin kısırlık nedeni olduğunu gösteren bilimsel kanıt çok zayıftır. 
Buna ek olarak stres hormonal dengeyi bozabilir, erkeklerde sperm sayısında ve hareketlerinde azalmaya yani stresin erkeklerde semen kalitesini düşürerek üreme işlevlerini olumsuz etkilediğine dair araştırmalar vardır, kadınlarda ise ovulasyonu etkileyebilir ve progesteron eksikliğine neden olarak gebeliğin devam etmesini engelleyebilir. 
Ayrıca tedavi sürecinde devam eden tetkikler, iğne ve ilaç kullanımı fiziksel ve duygusal olarak stres kaynağıdır.
 Psikolojik sorunların tek başına kısırlığın nedeni olmadığı, stresin kısırlığa sebep olduğu tezinin henüz ispatlanmadığı fakat stresin bilinen etkisinin kısırlık sorununa olumsuz yansıdığı bilinmektedir.

12 Ekim 2015 Pazartesi

Kız mı ? Erkek mi?


Tüp bebek tedavisinde cinsiyet belirlenebilir mi?



Tedavi sırasında preimplantasyon genetik çalışma yapılarak embriyonun cinsiyet tayini kromozomların incelenmesiyle yapılabilir. 
Fakat bu durum etik değildir ve kanunen yasaktır.
Ancak genetik bir zorunluluk halinde yapılabilir.

Önemli olan kız  ya da erkek değil sağlıklı bebek sahibi olabilmektir.

1 Ekim 2015 Perşembe

Ovulasyon


Ovulasyon nedir?

Ovulasyon , kadınlarda büyüyüp gelişen olgunlaşmış yumurtanın atılmasıdır. Ovülasyon genellikle adet dönemlerinin ortasına rastlayan 11-16. günler arasında olur.



Ovulasyon İndüksiyonu ne demektir?

Uygun hastalarda adet siklusunda gelişen folikül sayısını artıran ilaçların kullanılması ve birden çok yumurta elde edilmesi ovulasyon indüksiyonu olarak isimlendirilmektedir.



30 Eylül 2015 Çarşamba

Gebelikte İdrar Kaçırma

Gebelikte İdrar Kaçırma 


Hamilelikte sık görülen problemlerden biri sık idrara çıkma ve idrar kaçırmadır. Anne adayları çoğu kez utanma,çekinme gibi nedenlerden bu durumu saklar.
Anne adayları ya tuvalete gidene kadar geçen süre içerisinde idrarlarını tutamaz ve kaçırırlar (Bu durum genelde mesane duvarının idrar yolu enfeksiyonları sonucu hassaslaşması ile ortaya çıkar) ya da öksürme, aksırma gibi karın içi basıncı arttırıcı hareketler ile idrar kaçırırlar.
Mesane ve idrar yolu arasındaki sfinklerin görevini yeterince yapamaması nedeniyle basınca bağlı idrar kaçırma olabilir.
Gebelikte böbrekten geçen ve süzülen kanın miktarı dolayısıyla idrar miktarı artmaya başlar. Bu durum sık sık idrarın gelmesine ve çabuk sıkışmaya yol açar. 
Rahim büyüdüğü için idrar torbasını yukarı ve geriye doğru iter, ayrıca gebelikte progesteron hormonu artar, progesteron hormonunun artışı idrar yolu ve mesane arasındaki sfinklerin gevşemesine neden olur.
Aşırı kilo ve daha önce çok doğum yapmış olmak da idrar kaçırma riskini arttırır.
İlk kez gebelik yaşayan anne adayları bazen idrar kaçırdıklarının farkına varmazlar, bebeğin suyunun geldiğini ya da erken doğum yapacağını düşünen anne adayları panik ile doktora başvurabilirler.
Böyle bir durumda öncelikle sakin kalmalı ve gelen akıntı değerlendirilerek geç kalınmadan hekime başvurulmalıdır.
İdrar kaçırma şikayeti ile gelen anne adayına idrar kültürü ve antibiyogramı yapılarak idrar yolu enfeksiyonu var ise tedavi edilmelidir.
Gebelik sırasında ve doğumdan hemen sonra Ürolojik tetkikler önerilmez, fizyolojik değişiklikler nedeniyle yapılacak olan ürolojik tetkikler bu dönemlerde doğru yanıt vermeyebilir.
Doğumdan sonra idrar kaçırma şikayeti devam ediyorsa öncelikle, doğum sırasında alınan kiloların verilmesi önerilir.
Enfeksiyon bulgusu yok ve idrar kaçırma şikayeti devam ederse mutlaka Üroloji doktoru tarafından muayene edilmeli ve gerekli incelemeler yapılmalıdır.
Hastalara sıklıkla işeme ve perine kaslarını çalıştırıcı egzersizler (kegel) önerilir. Egzersizlerin yetersiz kaldığı durumlarda mesane ve idrar yolu arasındaki bozulmuş anatomiyi düzeltmek için cerrahi işlem gerekebilir.
Cerrahi işlem sonrasında sıklıkla idrar kaçırma şikayeti ortadan kalkar.





28 Eylül 2015 Pazartesi

Yaşam tarzı ve Beslenme İnfertiliteyi etkiler mi?

Yaşam tarzı ve Beslenme alışkanlıklarınız

infertiliteyi etkiler mi?

Alkol, sigara ve benzeri keyif verici ajanlar İnfertilite üzerine zararlı etkiler ile karşımıza çıkar. 

Sağlıklı ve düzenli beslenmek genel yaşam standartlarınızı yükselteceği gibi infertilite tedavisi üzerinde de olumlu etki yaratacaktır.




Sigara ve alkol toksik etkilerinden dolayı özellikle over yaşlanmasına sebep olarak erken menopoz ve tekrarlayan IVF başarısızlıklarına yol açmaktadır.

Sağlıklı over fonksiyonu için alınan gıdaların genel yaşam kurallarına uygun şekilde planlanması gerekmektedir,  mevsiminde tüketeceğiniz sebze ve meyveler bunlara en iyi örnektir. 
Tükettiğiniz gıdaların işlenmiş gıdalar yerine doğal gıdalar olmasını tercih etmeliyiz.

Radyasyondan uzak durmak ve kemoterapotik ilaçların kullanılması öncesi yumurtaların gelecek için dondurulması önemli bir detaydır. 

Yeni yönetmeliğe göre;

Erkeklerde

Cerrahi yöntemlerle sperm elde edilmesi halinde,
Kemoterapi ve radyoterapi gibi gonad hücrelerine zarar veren tedaviler öncesinde
Üreme fonksiyonlarının kaybedilmesine yol açacak olan ameliyatlar (testislerin alınması ve benzeri) öncesinde
Çok az sayıda sperm olması (kriptozoospermi) durumunda.

üreme hücreleri ve gonad dokularını saklanabilir.

Kadınlarda
Kemoterapi ve radyoterapi gibi gonad hücrelerine zarar veren tedaviler öncesinde,
Üreme fonksiyonlarının kaybedilmesine yol açacak olan ameliyatlar (yumurtalıkların alınması gibi operasyonlar) öncesinde,
Düşük over rezervi olup henüz doğurmamış veya aile öyküsünde erken menopoz hikâyesinin üç uzman tabipten oluşan sağlık kurulu raporu ile belgelendirilmesi durumunda

üreme hücreleri ve gonad dokuları saklanabilir.


Ayrıca erkek hastalarda testislerin aşırı ısıdan korunması fertilite açısından önemlidir.

7 Eylül 2015 Pazartesi

Tüp bebek merkezinin başarısı nasıl ölçülür ?

Tüp bebek merkezinin başarısı nasıl ölçülür ve neye bağlı olarak değişir?

Bir tüp bebek merkezinin başarısının en açık bir şekilde kanıtı eve canlı ve sağlıklı bir bebeğin götürülme oranının yüksek olmasıdır. 

2. önemli istatistiksel oran ise transfer sonrası gebelik yüzdesidir. Ancak Sağlık Bakanlığı tarafından merkezlerin başarı oranlarını açıklamaları bu oranları reklam olarak internet, gazete dergi ve sosyal medya üzerinden hastalar ile paylaşmaları yasaklanmıştır.

Ancak başarı oranını öğrenmek istiyorsanız bire bir tedavi göreceğiniz merkeze danışarak değerleri öğrenebilirsiniz, ayrıca unutmamak gerekir ki her zaman en doğru veriyi o merkezin hastaları verecektir.

Bir merkezin ne kadar çok hastası varsa o merkez tercih edilen aranılan bir merkezdir, ayrıca hastalarının merkez hakkındaki olumlu olumsuz her türlü yorumu size merkez ve ekip hakkında bilgi verecektir.

Gideceğiniz merkezi seçmeden önce başarı oranları hakkında bilgi sahibi olmanız önemli bir detaytır, facebook, internet siteleri ve diğer sosyal ağlardan hastaların merkez hakkındaki yorumlarını inceleyebilir, siteleri içerisinde bebeklerine ait bölümleri incelebilirsiniz.

6 Eylül 2015 Pazar

Tüp Bebek Merkezi seçerken nelere dikkat edilmelidir?

Tüp bebek merkezi seçerken nelere dikkat edilmelidir?

Birincil şart , Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış bir merkez olmasıdır.

Tüp Bebek tedavisi ekip eşidir, en iyi hekim en iyi embriyolog en iyi hemşire hatta en iyi danışman olması olmazsa olmazlardandır. Ancak burada unutulmaması gereken bir detay var ki o da şudur... sizin için en iyi nedir? Tedavinizi yaptıracağınız merkeze güvenmeli ve kendinizi orada iyi hissetmelisiniz. 


Transfer sonrası gebelik başarı oranları sorulabilir. Tüp bebek tek bir hekimin yaptığı bir iş değil,  ekip işidir. Siz takip edecek tüp bebek uzmanı jinekologunuzun; Üroloğun (tese konusunda), embriyoloğun tecrübesi araştırılmalıdır. Pregenetik tanı yöntemine ihtiyaç var ise yapacak embriyologun bilgi beceri ve donanıma sahip olunması, fazla embriyo olduğu takdirde dondurma işlemlerinin uygulanıyor olması erkekte menide sperm olmadığı takdirde mikrotese yönteminin uygulanabilmesi gibi olanakların olup olmadığı sorulabilir. 

Bunun dışında başarılı merkezler çiftlerin tedavi gördüğü sürede stresten uzak kaldığı kendilerini rahat hissettikleri yerler olmalıdır. Klinik tarafından çiftlere özel psiklojik destek var mı ? sorgulanabilir. 
Ayrıca tercih edeceğiniz merkezin internet sitesini, sosyal medya hesaplarını ve hastaların merkez ve hekim ile ilgili yorumlarını dikkate almakta fayda var.


30 Temmuz 2015 Perşembe

embriyoskop

EMBRİYOSKOP (EMBRYOSCOPE)

Siz uyurken embriyolarınız ne yapıyor ?

Embriyoskop(sürekli embriyo izleme sistemi) nedir?

İçinde dahili kamerası olan ve her embriyonun 10-20 dakika aralıklarla fotoğrafını çekerek kaydeden özel bir inkübatör sistemidir.
Bu sistem sayesinde embriyolar dış ortama çıkarılmadan sürekli izlenebilmektedir. Embriyoların morfolojik(yapısal) özellikleri yanında embriyo gelişim hızı ve zamanlaması da izlenerek  gelişme, gebelik oluşturma potansiyeli en yüksek olan embriyolar seçilir.

Tüp bebek tedavisinde eşlerden alınan yumurta ve sperm hücreleri mikroenjeksiyon yöntemleriyle döllenme işlemine tabi tutulur. Bu aşamadan itibaren embriyolar özel sıvı besiyerleri içinde ve inkübatör dediğimiz özel ortamlarda saklanır.
Dölleme işleminden 16-18 saat sonra normal döllenen yumurtalar ayrılarak embriyo kültürüne bırakılır. Kültür süresi çiftin özellikleri ve embriyo sayısı dikkate alınarak 2-5 gün arasında değişir. Bu süre içinde eğer geleneksel inkübatörler kullanılıyorsa ortalama günde bir kez embriyolar dışarı çıkarılarak gelişimleri not edilir. Bu sistemde embriyoların dışarıya alınmasının gelişimine zarar vereceği düşünüldüğü için daha fazla çıkarılıp incelenmesi mümkün değildir.

Embryoscope kullanılarak embriyolar izlendiğinde;
       Embriyoların 24 saat gözlemlenebilir,
       Tüm değişimleri takip edebilen özel bir mikroskop sistemi ile embriyolar izlenir.
       Embriyolar dış ortama ve kontrol sürecindeki etkilere maruz kalmadan takip edilir.
       Embriyo gelişimi boyunca beyaz ışıkla temasın tamamen engellenmesi sağlanır.
       İnkübatör ortam havasının sürekli olarak temizlenmesini sağlayan filtre sistemi vardır.
       Her hasta için uygulanabilir ve başarısız IVF denemesi olan hastalar için daha detaylı bir incelemeye imkan sağlar.
       Embriyo gelişim basamakları ve morfolojisi (şekilsel yapısı) kolayca izlenebilir.
       Farklı zaman dilimlerindeki hücre bölünmeleri gözlenerek transfer işlemi ve gebelik oluşturma potansiyeli en yüksek olan embriyonun seçimi sağlanabilir.
       Tüm embriyoların gelişimlerine ait verilerin saklandığı ve analiz edildiği bir bilgi işlem ünitesi olarak görev yapar.
       Her hastanın tüm embriyolarının gelişimi hakkında karşılaştırmalı bilgiler sunar, hatta önceki tedavilerdeki embriyo gelişimleri ile karşılaştırılabilmek mümkündür.
       Geleneksel inkübatörlere kıyasla Embryoscope sistemi ile gebelik ve canlı doğum oranlarında artış sağlanmaktadır.


29 Temmuz 2015 Çarşamba

kistik fibrozis

Bebeğim Sağlıklı doğabilecek mi?
Kistik fibrozis nedir? Benim bebeğimde kistik fibrozis olma ihtimali var mı?

Kistik Fibrosis; Akciğer, pankreas, bağırsak, ter bezleri dış salgı bezlerinde görülen, CFTR (cystic fibrosis transmembrane conductance regulator) genindeki mutasyonlara bağlı olarak gelişen, kalıtsal (genetik) bir hastalıktır
Kistik dejenerasyon gösteren, yani bağ dokusu artımından oluşan tümöral odaklar arasında yer alan sıvı toplanmasıyla belirginleşen, hepatik stellat hücrelerin, sessiz durumdan aktif duruma geçmesi şeklinde tanımlanabilir.
Kistik fibrozis hastalığı, aynı anda solunum sistemi, sindirim sistemi gibi vücudun birden çok sistem ve organını etkileyebilir.
Doğumla birlikte görülen fibrozis, bu etkileme sonucu işlev bozukluklarına neden olur.
Belirtileri:
Kistik fibroziste hırıltılı solum, fazla miktarda balgam çıkarma, öksürük, zatürre, bronşit gibi akciğer enfeksiyonları, nefes darlığı gibi akciğer sorunları vardır. Akciğerlerin temiz kalmasını sağlayan salgı bezlerinin ince ve akışkan olan sıvısı, kistik fibrozis hastalarında daha fazla yoğunlaşarak akıcılıkları azalır.  Balgam çıkarmayı güçleştiren bu durum, küçük hava yollarının tıkanmasına yol açar.
Çocukların gelişememesine, büyümelerinin geri kalmasına neden olan ksitik fibrozis, ter bezlerinde de sorun yaratarak vücudun susuz kalmasına yol açar, çocukların iştahları yerindedir fakat kilo alamazlar ve kilo kaybederler
Ayrıca:
Yeni doğanın ilk kakasını yapamaması,
Sık, kötü kokulu, fazla miktarda kaka görülmesi,
Yağların emilememesine bağlı olarak fazla gaz ve karın şişliği ortaya çıkar.

Kistik fibrozisli erkeklerin %95’i, sperm taşıyan kanalların mukusla tıkalı olması ya da tam olarak gelişmemesi nedeniyle solunum ya da sindirim belirtileri olmaksızın infertil olmaktadır.
Kistik fibrozisli kadınlarda da erkeklere göre daha az rastlanmakla beraber infertilite görülebilmektedir
Bir bebekte kistik fibrozisin ortaya çıkması için hem annenin hem babanın hasta yapı taşının (genin) bir araya gelmesi gerekir.
Anne hastalık bulgularını göstermez. Çünkü iki yapı taşından biri sağlamdır. Baba da hastalık belirtilerini göstermez, ondada iki yapı taşından biri sağlamdır.
Bu anne ve babaya “taşıyıcı” (hastalık genini taşıdıkları için) denir. Taşıyıcı anne ve babadan doğacak her bir çocuk dörtte bir ihtimalle hasta olacaktır. Hastalıklı bir çocuğun olması ondan sonra doğacak üç çocuğun hasta olmayacağı anlamına gelmez. Hasta çocuktan sonrada her çocuk dörtte bir ihtimalle hasta doğar.
Hastalığın kalıtım karakteri düşünüldüğünde, hasta veya taşıyıcı bireylerin akrabaları ve hasta veya taşıyıcı bireylerinin yeni doğacak çocukları yüksek risk grubundadır.
Olası mutasyonların tespiti, riskli bireylerde yapılacak mutasyon taramalarıyla belirlenebilmektedir. Ayrıca yeni doğacak çocukların, ebeveynlerinden mutasyon alıp almadığı, prenatal (doğum öncesi) dönemde gerçekleştirilebilen “bilinen mutasyon taramasıyla” belirlenebilmektedir.


18 Haziran 2015 Perşembe

Tüp Bebek Tedavisinde Doğru bilinen yanlışlar

Her konuda olduğu gibi Tüp Bebek Tedavisi konusunda da ön yargılarımız ile savaşır, bir çok soru üzerinde umutsuzluğa kapılır.Yanlışları doğru kabul eder ve çaresizliğe düşeriz.
Tüp bebek tedavisi üzerinde çok hassas olmamız ve gerçekliğinden emin olmadığımız hiç bir bilgiyi doğru kabul etmememiz gerekir.
Unutmayalım ki bilimsel veriler bize her zaman en doğruyu bulmak konusunda yardımcı olacaktır.

Yanlış: Tüp bebek zor ve ağrılı bir tedavidir.

Doğru: Tüp bebek tedavisi son yıllarda çok kolaylaşmış, “hasta dostu” bir tedavi haline gelmiştir. Tedavi süresi yeni ilaçlar sayesinde 45 günden 15 güne inmiş, hastaların yaptıkları iğne sayısı da oldukça azalmıştır. Hatta artık günümüzde sadece hap formunda ilaçlar kullanılarak yapılan “doğal” tüp bebek tedavileri başarı ile uygulanıyor.
Az ilaç kullanılarak yapılan yumuşak protokoller hem kontrol için merkeze gidip gelme sıklığını düşürmüş, hem de şişkinlik, ağrı gibi yan etkileri azaltmıştır. Günümüzde tüp bebek, 15 günde başlayan ve biten, neredeyse sıfır yan etkisi olan çok kolay bir tedavidir.

Yanlış: Tüp bebekte ikinci tedaviler daha başarılıdır.

Doğru: Tüp bebek tedavisinde başarı şansı yumurta sayısı ve anne yaşı ile doğru orantılıdır. Yumurtalarınız olduğu sürece başarı şansı vardır.en önemli faktör annenin yaşıdır. yumurtanın yaşı büyüdükçe saplıklı embriyo gelişme ve gelişen embriyonun tutunma şansı azalır.
Tüm tüp bebek merkezlerinin amacı ilk seferde çiftleri bebeklerine kavuşturmaktır.

Yanlış: Tüp bebek tedavisi sonrası uzun süre yatmak gerekir.

Doğru: Tüp bebek tedavisi bitip transfer yapıldıktan sonra yatmanın gebelik şansını arttırdığına dair hiçbir bilimsel kanıt yoktur. Yerleştirilen embriyo yer çekimiyle düşmeyeceği gibi, yerleşme işlemi de transferden yaklaşık üç gün sonra gerçekleşmektedir.
Transfer sonrası yatılması gerekir bilgisinin bilimsel hiçbir kaynağı yoktur, eğer hekiminiz size özel olarak dinlenmeniz gerektiğini belirtti ise, kanama ya da farklı bir hastalık nedeni ile ayrıcalıklı bir durumunuz yoksa, lütfen normal yaşantınıza devam etmeye gayret ediniz. 

Yanlış: Tüp bebek tedavisi sonucunda genelde ikiz, üçüz gebelik olur. 

Doğru: Tüp bebek tedavilerinde çoğul gebeliklerin arttığı bir gerçektir. Buna önlem olarak 30 Eylül 2014 yılında yönetmelikte yapılan değişiklikle;
7-b) Merkezlerde ÜYTE uygulamasında birden fazla embriyo transfer edilmemesi esastır. Ancak, 35 yaşa kadar birinci ve ikinci uygulamada tek embriyo, üçüncü ve sonraki uygulamalarda iki embriyo, 35 yaş ve üzerinde tüm uygulamalarda en fazla iki embriyo transfer edilebilir.

Böylece ülkemizde uygulanan sınırsız embriyo transferi  kontrol altına alınmıştır.
Çoğul gebelikler bazı hastalar tarafından tercih edilse bile gerek anne sağlığı gerekse bebeklerin sağlığı açısından büyük risk faktörleri içerir.

Doğru: Kadının üreme kapasitesi yaşla birlikte değişir. 30 yaşına kadar en yüksek olan üreme şansı 30 – 35 yaşları arası azalmaya başlar. 40 yaş üzerinde artık üreme çağının sonlarına gelinir. 30 yaş altı hastalarında başarı şansı %50 ye kadar çıkarken bu oran 40 yaş üzerinde %15 civarındadır. 44 yaşın üzerinde ise başarı oranı oldukça düşüktür.

Günümüz toplumlarında kadın önce eğitim ve kariyer peşinde koşmakta ondan sonra aile hayatı ve çocuğu düşünmektedir. Çocuk isteyen kadınların 25-34 yaş aralığında en sağlıklı şekilde anne olabileceklerini unutmaması gerekmektedir.

17 Haziran 2015 Çarşamba

TRANSFER SONRASI DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

Transfer sonrası nelere dikkat etmem gerekiyor?


En sık karşılaştığımız ne kadar çok açıklarsak açıklayalım, bir türlü ikna edemediğimiz transfer sonrası gebelik test sonucunu alana kadar geçen süre, 
Zorlu bir tedavi maratonunun ardından transfer aşaması artık sonuca son 12 adımlık mesafedir. Bu kadar emek çaba boşa gitmesin, 12 gün daha sabredeyim ve en iyi sonucu alalım diye dua ederiz.
Ve başlarız kendimizden bir parça daha vermeye.
Kesinlikle hareket etmemeliyim, sürekli yatmalıyım, iğnemi evde olmalı, dışarı çıkmamalı, hatta yemeğimi bile yatakta yemeliyim diye düşünür dururuz.
Aslında durum hiçte sanıldığı gibi değildir. Transfer aşamasından sonra bizim dışarıdan yapacağımız müdahalelerin hiç biri o güzel embriyonun hayat felsefesini değiştirmeyecektir, siz istediğiniz kadar yatın o tutunmak isterse tutunacaktır, ve yine aynı şekilde istediğiniz kadar tadına varın hayatın o güzel embriyo tutunduysa eğer sizi bırakmayacaktır.
Bu dönemde dikkat edilmesi gereken en önemli nokta doktorların önerdiği ilaçları düzenli kullanılması ve eğer yumurtalıklar aşırı derecede uyarılmış ve büyümüşlerse de fazla ağrı ve rahatsızlık duyulmaması için dinlenilmesidir.
Transfer sonrası hareket etmek,
Öksürmek,
Ikınmak,
Yükseğe uzanmak,
Transferden hemen sonra ayağa kalkmak gibi aktivitelerin gebeliğin tutunma ve devamı üzerine herhangi hiçbir olumsuz etkisi yoktur.

u¢u

Transfer sonrası dikkat edilecekler 


*Transfer işleminizi izleyen günlerde, sizi yormayacak her türlü günlük ihtiyaçlarınızı karşılayabilirsiniz.

*Yorulduğunuzu hissettiğinizde mutlaka dinlenin
*Ağır yorucu işler yapmayınız. 

*Bu süre boyunca istediğiniz şekilde yatabilir veya oturabilirsiniz.

*İlaçlarınızı zamanında kullanmaya özen gösteriniz. 

*Doktorunuza danışmadan ilaç kullanmayınız.

*Mümkün olduğunca hoşlandığınız ortamlarda bulunun

*Gebelik testi sonucunuzu alacağınız güne kadar cinsel ilişkide bulunmayınız.

*Transfer işleminden sonraki günlerde, duş şeklinde banyo yapmanızda sakınca yoktur.

*Beslenmeniz önemli,Bu süre boyunca kabızlık gelişmemesi açısından, bol sebze ve meyve yiyiniz, bol su tüketiniz. Doğal meyve özlü çaylardan içebilirsiniz.

*Transfer sonrası evinize istediğiniz araçla gidebilirsiniz. Uzun süreli yolculukları önermiyoruz.

*Hapşırmak, öksürmek, merdiven inip çıkmak transfer sonrası idrarınızı yapmak gibi faaliyetler gebelik sonucunuzu etkilemez.

*Transfer işlemi sonrası gebelik testine kadar pembe veya kahverengi lekelenmeleriniz olabilir.

*İlaçlarınızı doktorunuza danışmadan bırakmayınız. 

*Gebelik testinizi mutlaka kanda bakılan Beta HCG testi ile yaptırınız. İdrarda gebelik testi erken dönemde yanıltıcı olabilir.




16 Haziran 2015 Salı

IMSI NEDİR?

IMSI ( Morfolojik olarak seçilmiş sperm enjeksiyonu):

IMSI nedir?
Sperm hücrelerinin özel objektiflerle yaklaşık 6000-13.000 kat büyütülerek detaylı analizlerinin yapılması, sonrasında döllenme kapasitesi en yüksek ve hareketli olanların seçilip yumurta hücresine enjekte edilmesi işlemidir.
Mikroenjeksiyon(ICSI) yönteminde sperm hücreleri  400 kat büyütülerek seçilir ve bu büyütme kabaca sperm hücresinin hareketi, baş, boyun ve kuyruk görünümü hakkında bilgi verir. Ancak spermin baş kısmındaki bölgelerde(çekirdek ve akrozom) bulunan vakuol, kist gibi istenmeyen oluşumlar kaliteyi düşürmektedir ve bu oluşumları görmek için daha fazla büyütmeler ihtiyaç duyulmaktadır. 


IMSI nasıl uygulanır?
IMSI düşünülen hastalarda tanı için bir test(MSOME testi) uygulanır ve spermin kalitesi değerlendirilir.Bu test sonucunda spermler farklı derecelerde sınıflandırılarak IMSI uygulanıp uygulanmayacağına ve uygulanacaksa büyütme oranına karar verilir.
IMSI yumurta toplama(OPU) işleminin olduğu gün erkekten sperm örneği alınarak uygulanır.
İşlem teknik olarak,özel objektif ve aparatlar eklenmiş mikroskopta,özel petri kapları içinde uygulanır.Burada sperm özelliklerine göre uygun büyütme seçilir(6000-13000 kat) ve hücreler tek tek incelenerek yapısı en düzgün,vakuol gibi istenmeyen oluşumları içermeyen spermler seçilerek ayrılır.Bu sırada bayana ait oositler(yumurta) hazırlanarak seçilmiş olan spermler bekletilmeden mikroenjeksiyon işlemi gerçekleştirilir.
IMSI kimlere uygulanır?
Tüm hastalara uygulanabilmekte birlikte, özellikle;
*Sperm özelliklerinin iyi olmadığı şiddetli erkek faktöründe,
*Daha önce fertilizasyon(döllenme) ve embriyo gelişimi kötü olan çiftlerde,
*Tekrarlayan ve sebebi anlaşılamayan başarısız tüp bebek denemesi olan hastalarda,
*Başka bir sebebe bağlanamayan ve tekrarlayan gebelik kayıpları(abortus,düşük)olan çiftlerde.